minimum oran yeterli değildir
Önceki modüllerde Basel'in minimum CET1 oranını %4.5, toplam SYR'yi %8 olarak tanımladığını gördük. Ama bu minimumlar tek başına bir bankanın "yeterince güvenli" olduğunu söylemez. Çünkü minimum tam sınır demektir — ve banka o sınırı aşarsa düzenleyici baskıyla karşılaşır, altına düşerse ciddi aksiyon zorunlu hale gelir.
Bu yüzden gerçekte "minimum oran" üzerine birden fazla tampon katmanı eklenir. Her tamponun farklı bir amacı vardır: kötü günlere karşı rezerv oluşturmak, ekonomik döngüselliği kırmak, büyük bankaların yarattığı sistemik riski fiyatlandırmak.
Sonuç olarak bir bankanın fiili CET1 hedefi minimumun çok üzerindedir — ve bu fark hem yönetim hem düzenleyici için sürekli izlenen kritik bir tampon alanı oluşturur.
tampon katmanları — her birine tıkla
Aşağıdaki katmanlar en üstten en alta sıralanmış. Banka yönetimi kendi hedefini en tepede tutar; minimum CET1 en altta. Her katmana tıklayarak ne anlama geldiğini öğren.
Regülatör gereklilikleri değil, banka yönetiminin kendi belirlediği ekstra tampon. Stres senaryolarında tamponların altına inmemek için güvenlik mesafesi.
Büyüklüğü: bankanın risk iştahına, iş modeline ve yatırımcı beklentilerine göre %1 ile %3+ arasında değişir. Rating ajansları ve kurumsal yatırımcılar bu tamponu yakından izler.
Validasyon bağı: Stres testi sonuçları yönetim tamponunu belirlemede kritik girdi sağlar. Modeller kötümser veya iyimser kalibre edilmişse bu tampon yanlış düzeyde tutulur.
Sistemik açıdan önemli bankalar (D-SIB: yurt içi, G-SIB: küresel) çöktüklerinde çok daha büyük hasar yaratır. Bu "too big to fail" etkisini fiyatlandırmak için ek sermaye yüklenir.
Türkiye'de BDDK belirlediği D-SIB listesindeki büyük bankalar ek tampon taşır. Küresel G-SIB listesinde Türk bankası bulunmuyor — ama büyük ölçekli bankalar için yerel D-SIB uygulaması geçerli.
Ekonomi iyi gidip kredi hızla büyürken düzenleyici bu tamponu artırır — bankalar "yağlı dönemde" rezerv biriktirmeye zorlanır. Kötü dönemde tampon sıfırlanır ve bankalar bu sermayeyi kullanabilir.
Tasarım hedefi: aşırı kredi büyümesini frenlemek ve kriz döneminde kredi kanalını açık tutmak. %0 ile %2.5 arasında değişir, ülke düzenleyicisi belirler.
Türkiye pratiği: BDDK döngüsel tampon uygulaması yapmaktadır. 2020 pandemi döneminde tamponlar sıfırlanarak bankaların kredi vermeye devam etmesi teşvik edildi.
Sabit %2.5 CET1 tamponu. Her bankaya, her koşulda uygulanır. Amacı minimum oranın hemen üzerinde bir tampon oluşturmak — banka bunu kullandığında dağıtım kısıtlamaları başlar.
Bu tampon kullanılabilir ama sonuçları var: banka CCB'ye girdikçe temettü, hisse geri alımı ve AT1 kupon ödemeleri otomatik olarak kısıtlanır. Bu kısıtlamalar ileride göreceğimiz MDA mekanizmasının özüdür.
Basel III'ün CET1 için belirlediği mutlak taban. Bu sınırın altına düşen banka derhal düzenleyici müdahaleyle karşılaşır. Türkiye'de BDDK bu minimumu ek gerekliliklerle daha da yukarı çekmiştir.
Fiilen minimum çok daha yüksektir: %4.5 (min) + %2.5 (CCB) = %7.0 CET1. Bunun üzerine CCyB, D-SIB ve ulusal ek gereklilikler eklenir.
MDA — dağıtım kısıtı mekanizması
Sermaye koruma tamponu (CCB) sadece bir sayı değil — bir aksiyona bağlı mekanizmadır. Banka CCB bölgesine girdiğinde dağıtılabilir kâr (dividend, AT1 kuponu, yönetici ikramiyesi) otomatik olarak kısıtlanır. Bu "Maximum Distributable Amount (MDA)" kuralıdır.
Mantık basit: banka sermayesi azalıyorken kârı dışarı akıtmak sorunu derinleştirir. MDA, banka iyileşene kadar dağıtımı frenler ve sermayenin içeride birikmesini zorlar.
oran simülatörü: tampon bölgeni gör
CET1, RWA ve tampon kabullerini değiştirerek bankanın hangi bölgede yer aldığını ve ne kadar hareket alanı kaldığını gör.
pratikte: banka neden minimumun hemen üstünde yaşamak istemez?
Teorik olarak minimum SYR üzerinde kalmak yeterlidir. Ama pratikte hiçbir banka yönetimi bunu göze alamaz. İşte neden: