← blog

The Banshees of Inisherin (2022)

Öncelikle izlemesi zor bir film, kimi zaman yarıda bırakmanın ucundan döndüm fakat her seferinde filmin "aslında" anlatmak istediklerinden bir ipucu bulmak umuduyla izlemeye devam ettim. Yönetmenin pek çoğunun odaklandığı arkadaşlık ve dostluktan çok daha farklı kaygıları olduğunu düşünüyorum.

İrlanda 1923, iç savaş metaforlarıyla dolu. Pádraic ve Colm iki yakın arkadaş aslında; geçmişte hiçbir problemi olmayan iki dostun (İrlanda'da iç savaşa konu olan grupları temsil ediyor diye düşünüyorum), iç savaşa doğru evrilen sürecini anlatıyor.

Örneğin Dominic, saf hiçbir şeyden habersiz İrlanda halkını temsil ederken her türlü kötülüğe maruz kalıp, ölümüyle sonlanıyor. İrlanda öykülerinde geçen Banshee yani bir çeşit cadıyı temsil eden uyuz komşu Bayan McCormick ise İngiltere'yi temsil ediyor olmalı. İç savaş için adeta ortalığı karıştırıp kışkırtan karakter, Colm'un direkt köpeğini hedef göstererek niyetini belli ediyor. Belki de Pádraic'in eşeğini de öldüren en başında oydu.

Abla Siobhán, İrlanda halkında bir çeşit aklıselim, okuyup kendini geliştiren, tüm bu savaşa anlam veremeyen, İrlanda'yı terk eden kesimi temsil ediyor olabilir. Evet, bu küçük güzel köy İrlanda adasını temsil ediyor olmalı.

Filmin sonunda ise savaş bitmiş olsa da aslında hiç bitmeyeceğini ifade eden Pádraic, nesiller boyu sürecek, hiçbir sebep kalmasa bile intikam duygusunun miras kalacağı İrlanda'da nesiller boyu süren iç gerilimleri işaret ediyor.

Tüm bu göndermelerin dışında ise hayata dair de birçok mesajı bulunuyor tabii. Fakat başta belirttiğim gibi izlemesi zor, durağan bir film. Metaforlar biraz daha belirgin olabilirdi, yoksa bu haliyle birçok kişide "ne izledim ben şimdi" hissiyatı oluşturacağı kesin.

En naif, iyi kalpli diyebileceğiniz insanlar bile doğru şartlar oluştuğunda savaşı körükleyen nefretin hâkim olduğu karakterlere bürünebilirler. Ne olduğunu anlamlandırmaya çalışırken bir bakmışsınız adeta çıkış sebebini bile anımsayamadığınız bir kan davasının esiri olmuşsunuz.

7 / 10