← blog

Anora (2024)

Bir eskort filmi izliyoruz ve yönetmen bilinçli olduğunu düşündüğüm bir şekilde tüm açıklığı, cinselliği ilk 40 dakikada gözümüze sokuyor. Film sanki "tabumuzu yıktığımıza göre asıl anlatmak istediklerimize başlayalım" der gibiydi. Modern Sindirella uyarlaması gibi hissettim, Uncut Gems vari eğlenceli sahnelerle de bezenmişti. IMDb puanı biraz şov olsa da genel olarak beğendim.

Ani'nin "mesleğiyle" ilgili bir sorunu yok, gayet rahat bir şekilde birçok karşı cinsi memnun edişini izliyoruz. Diğer yandan insanlarla yüzeysel bir yakınlığı var, ilişkisi hep mesafeli, en yakın arkadaşıyla dahi evlendikten sonra görüştüğünü görmüyoruz. Ev arkadaşıyla ilişkisi de ortada, kimseyle gerçek anlamda bir bağ kurmamış, bir yakınlık yaşamamış. Annesi ve babasını da o duygusal uzaklığı hissetmemiz için hiç görmediğimizi düşünüyorum.

Bundan sonrasını izlemelisiniz zaten. Ivan karakteri tarzına çok uygun şımarık bir oligark oğlu, Toros karakteri de genelde Hollywood'un Yahudi tiplemesine uygun fakat Ermeni, ciddi görünümlü ama oldukça eğlenceli bir karakterdi. Fakat burada Igor önemli. Ani'nin kendi memleketinden olan (Rusya) Igor'a en başından beri sebepsizce öfkeli. Igor ise Ani'yle tanıştığı andan beri oldukça nazik; Ani'yle doğru bir iletişim kurma çabasında, ona değer veriyor kulüpteki adamların aksine. Sonrasında isminin anlamını öğrenmek istiyor. En zor ortamda (oligarkların yanında) Ivan'ın özür dilemesi gerektiğini söylüyor, Ani'yi evine bırakırken centilmence bavullarını yukarıya taşıyor ve bunun gibi birçok ince jest. En sonunda kendisini Ani için riske atarak tek taşı aldığını görüyoruz.

Artık Ani bunca tek taraflı iyiliğe karşı koyamıyor ve kendi bildiği yöntemle karşı cinse teşekkür etmeye çalışıyor. Bu esnada Igor yine farklı bir yaklaşımla cinsel ilişki sırasında duygusal bir bağ çabasıyla Ani'yi öpmeye çalışıyor ve Ani'nin yine savunma sistemleri devreye giriyor, Igor'a öfkeleniyor. Tam o an ise Ani'nin kırılma anına şahit oluyoruz, hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Çünkü gerçekten ilk defa birisi Ani değil de Anora'yla bağ kurma girişiminde.

İşte bal gibi bir memleketinden bir Amerikan rüyası peşinde koşan Kül Kedisi'ne, şımarık ve umursamaz prensten yediği kazık sonrası, yine kendi köylüsünün değer vermesi hikâyesi. Çok güzel inşa edilmiş.

Yüzeysel görünümlü ama üzerine konuşulması gereken oldukça derinlikli bir Sean Baker filmi; kesinlikle izlenmeye değer.

7 / 10