Filmi yeni izledim, karmaşık duygular içerisindeyim. Film bence tam olarak The Banshees of Inisherin tarzında bir film fakat diğerinin direkt üst metninde insanlara dokunan duygusal taraflar ve İrlanda'nın muhteşem manzaraları olduğu için aşağı yukarı herkese hitap edebilmişken, Nope filminde ise bilim kurgu, korku türü olduğu için genelde hitap etmemiş. Ama olayı aslında alt metinde.
Bu film üzerine iyice düşünülmesi gereken, birçok mesajı içerisinde barındırabilecek şekilde tasarlanmış dahiyane bir film. Henüz yeterince sindirmedim fakat filme dair spoiler barındıran birkaç kelam etmek isterim:
Hollywood; ilk başta filmin Hollywood endüstrisine bir eleştirisi olarak yorumladım. İşi bitince veya rüzgâr ters yöne dönünce bir anda nasıl oyuncuları harcadığını, UFO'nun gözünün deklanşöre benzeyişi; oyuncuları çekip yutup sonra parçalayıp çıkarması, tarihte ilk oyuncunun siyahi olması fakat bunun kimse tarafından bilinmemesi — sektördeki beyaz egemenliği, kovboyların siyahi olması ironisi, TMZ'nin olay yerinde agresifçe belirip bodozlama olay yerine dalması gibi… Maymun saldırısı yaşamış oyuncu bir çocuğun travmasının da sektöre dönüşmesi; orada bir gecelik konaklamaya 50 bin USD teklif eden çift, hatta yüzü parçalanmış kızın da hayatının kararıp oralarda telef olmuş olması gibi faktörler beni bu yönde düşündürdü.
Hayvan hakları; insanoğlunun hayvanları sürekli sömürmesi, eziyet etmesi ve bunun bir noktada patlak veren cinnet sonrası süreci yansıtıyor. Film sektöründe oyuncu olarak kullanılan maymun, bir balon patlama sebebiyle gözü dönüyor. Burada çocuk oyuncunun aradaki perde sebebiyle maymunun gözüne doğrudan bakmadığı için hayatta kalması detayı iyiydi, hatta bu sahnede neredeyse Michelangelo'nun Âdem'in Yaratılışı portresini canlandırdılar, ta ki maymunun öldürülmesine kadar. Aynı sahnede ayakkabının dik durmuş olması da kötü talih göndermesi gibi hissettirdi.
UFO formundaki hayvanın da süs bayrakları yemesi sonrası yaşadığı sindirim problemlerinin cinneti de şov izlemeye gelen seyircileri yemek oldu. Havada o insanların sindirilmek için yemek borularında tıkanışları ve o çığlıkları ne yazık ki Hatay depremi sonrası karanlıkta gazetecilerin sokakta yürürken enkazlardan gelen haykırışlarını anımsattı, kahroldum. Gerçekten çok sarsıcı bir sahneydi fakat diğer yandan ülkemizde bu dehşetin maalesef benzerinin yaşanmış olması çok çok üzücü.
Yas; bir diğer metafor yas olabilir mi diye düşündüm. OJ'in UFO koşturmacasında bile sakin duruşu, babalarının ölüm sebebini tam olarak bilememesi, bu süreci sindiremeyişleri ve ölümüne sebep olan şeyi kaydetmeye çalışan çocukların yas süreci olabilir mi?
Kamera aşkı; gelinen noktada herkes Instagram fotoğraf aşkına düştü, kimse anın tadını çıkarmaya çalışmıyor artık — fotoğraf çekilebilmek için an yaratmaya çalışıyor. UFO görüyorsun çekim yapacaksın, yönetmen bağlıyorsun, "Oprah çekimimiz olacak köşeyi döneceğiz" derdindeler. Çağır polisi kurtul — yok, çekim yapıp şöhret ve para kazanma derdindeler. Hatta bir sahnede Angel diyor; "şöhret ün OK ama dünyayı da kurtarıyor muyuz falan," OJ "hee evet evet" gibi bir cevap veriyor. Diğer taraftan yönetmen abimizin imkânsız çekim için kendini feda etmesi de çekim aşkına bir atıf olabilir (gerçi yönetmen abi en azından sanat için yapıyor — ya da kendisini kanıtlamak için, hırsından).
UFO'nun kocaman bir gemi olduğu fikrini verip sonrasında bir hayvan olması fikri de çok yaratıcıydı, hatta UFO'nun iki formunun da deniz hayvanlarından esinlenmiş olması da güzel. Ekipte bayağı deniz bilimcilerinin çalışıyor olduğunu okumuştum.
Emerald ilk siyahi oyuncunun büyük büyük babası olduğunu anlatırken başka bir sahnede bu metnin evde yazılı olduğunu, orada bunu sunanın babası olduğu için "büyük"lerden birisini söylemeyip, OJ'in "great" diye eklemesi güzel detaydı (çünkü babasıyla bir jenerasyon daha fark oluştu).
Düz izleyince "ne izledim ben" hissi vermesi normal olan fakat üzerine düşününce çokça anlam barındırabilen, özellikle gece sahneleri muhteşem olan, beğendiğim bir film oldu.