Filmin puanına ve gördüğü ilgisizlik karşısında son derece şaşkınım. Oldukça kaliteli bir yapım olmuş, oyunculukları beğendim, savaşın farklı bir yönünü ele alışı ve kuzeyin eşsiz kar manzaralarıyla çok keyifli bir seyir sunuyor.
Şimdiye kadar 2. Dünya Savaşı'nın tüm filmlerinde izlenen canavar Hitler ve canavar Alman ordusu yerine canavar Hitler fakat görevini yapan subaylar var (kısmen). Adeta Star Wars'tan Darth Vader'ın ordusu Stormtroopers gibi, tüm filmlerde Almanlar iğrenç ve pislik bir ırk olarak gösterilirken filmin bu durumu farklı ele alışı bana daha gerçekçi geldi. Hoş, Star Wars'taki Stormtroopers ordusu tam olarak da Alman ordusunu temsil ediyor gerçi ama o bu filmin konusu değil.
Savaşın geriliminden daha çok etki ettiği bir aile dramasını ve bunu farklı yönleriyle ele alışını izliyoruz, beni çok etkiledi.
Savaştayız, ne olursa olsun vatan önemli, ülke önemli gibi sorgusuz sualsiz uyuşturmalardansa bir annenin gördüğü muamelelere karşı mantığını yürütmesi — sen misin beni düşünmeden bombaları yağdırtan İngiliz diyor, çocuğunun hayatı için onları ispiyonluyor. (Sonuçta evinin orada olduğunu biliyorlardı, çocuğunu kayınpederini kurtarması için 15 dakika verebilirlerdi.)
Baba karakteri ise asker olarak, kendisine öğretildiği gibi ne olursa olsun savaş olduğu ve ölümlerin normal olduğu kafasında, ölen kendi küçücük çocuğu bile olsa. Fakat en son binbaşının "sevdikleriniz için savaşın" motivasyon konuşmasında jeton düşüyor ve sevdiği kadın ve oğlu olmadıktan sonra savaşacak ne var ki diye düşünüyor, ailesinin yanına bir sivil olarak dönüyor. Son derece insani ve bir Norveç hikâyesinin Norveçliler tarafından bu şekilde ele alınışı da bir o kadar şaşırtıcı.
Bakın bu filmi Almanlar veya İngilizler değil, Norveçliler çekiyor. Hollywood veya Türk yapımı olsa kahraman babanın her şeye rağmen toprağı için kendisini feda ettiğini duygusal bir müzik eşliğinde görür ve gururla salonu terk ederdik. Ama burada kafama bam diye vuruyor, boş milliyetçilikler yerine en önemli varlığımız olan ailemize odaklanıyor.
İşin trajik tarafı ise bu aile aslında bu hikâyede hain yaftası görse de, finalde savaştan kaçan korkak ve hatta düşman ile işbirlikçi bir aile gibi dursa da esasında köprüyü patlatan, topu etkisiz hale getiren üstün başarılara sahip baba karakteri (Gunnar), düşmandan gizlice istihbarat alıp askeri birliğe nokta atışı bombalar atılmasını sağlayan anne karakteri (Ingrid) — çoğunluk sadece hayatta kalma mücadelesi verirken, onlar Narvik'in kurtuluşunda (kısa süreli de olsa) net etki gösteriyorlar. Ama hain onlar değil mi?
Her zaman olduğu gibi olayların göründüğü gibi olmadığını, savaş gibi berbat olaylarda dahi savunduğumuz şeyin ailemiz olduğunu, yoksa şımarık siyasilerin piyonu olmanın bir anlamı olmadığını (İngilizlerin veya Fransızların sivillerin hayatının umurlarında olmaması), düşmanın saf kötü karakterlerden oluşmadığını anlatmak isteyen nefis bir film olmuş.
Son olarak filmin akışında aksaklıklar olduğunu, zaman zaman kimin neyi neden yaptığını neye sebep olduğunu anlamakta zorlandığımı da kabul etmem gerekir. Bu sebeple 8/10.
Kendime not: filmlerin IMDb puanına aldanma.