Bazı filmleri izlerken düz bir neden–sonuç zinciriyle ilerlemek yetmez. Olan biteni çözmeye çalışırken kendini sürekli “ne izliyorum ben?” diye sorgularken bulursun. Eğer bu arayış kontrolden çıkmaz, film de sonunda bu karmaşayı anlamlı bir yere bağlarsa, geriye garip ama tatmin edici bir his kalır.
Bu film, yüzeyde göründüğü gibi “ölümsüzlüğü arayan bir adamın hikâyesi” değil. Aslında çok daha sade ve çok daha ağır bir şeyi anlatıyor:
Ölümü kabullenemeyen bir sevginin, yas süreci içinde dönüşmesi.
Film üç farklı katmanda ilerliyor:
Conquistador, günümüz ve zamandan kopuk gibi görünen bir uzay katmanı.
Ama bu katmanlar ayrı hikâyeler değil; aynı duygunun farklı yansımaları.
Filmin merkezindeki çatışma çok net:
Izzi, ölümü bir son olarak değil, doğaya karışma olarak görüyor.
Tom ise ölümü yenilmesi gereken bir problem gibi ele alıyor.
Biri kabulleniyor.
Diğeri direniyor.
Izzi’nin yazdığı kitap bu yüzden kritik.
Aslında Tom’a bırakılmış bir tamamlanmamış yas süreci.
Kitabın sonunu Tom’un yazmasını istemesi tesadüf değil. Çünkü Tom ancak o hikâyeyi tamamladığında şu gerçekle yüzleşebilir:
Onu kurtaramadı. Ama onu sevmeye devam edebilir.
Ve belki de yas tam olarak bu:
Kaybı silmek değil, onu hayatın içine yerleştirmek.
Filmin finalinde Tom’un kendini bırakması, ağacın yeniden hayat bulması ve evrene karışması şu fikre bağlanıyor:
Kabulleniş, yok oluş değil; dönüşümün başlangıcıdır.
Tom en sonunda Izzi’nin gördüğünü görmeye başlar.
Ölümü yenmeye çalışmayı bırakır.
Onu, hayatın doğal bir parçası olarak kabul eder.
Benim filmden çıkardığım şey özetle şu:
Ölüm, dehşet verici bir son değil; varoluşun büyüklüğünü kavrama kapısıdır.
Ve belki daha da acı olan şu:
Sevdiğimiz birini kaybetmekte en zor olan şey, onun ölmesi değil…
bizim onun gitmesine izin veremememiz.
Tom’un trajedisi Izzi’yi çok sevmesi değil; sevgiyi kontrolle karıştırması.
Onu kurtaramazsa başarısız olacağını düşünüyor.
Oysa Izzi’nin ihtiyacı kurtarılmak değil, sadece yanında olunması.
Bu yüzden film çok sert bir yerden vuruyor:
Bazen sevgi, çözüm üretmek değil; birlikte ölümlülüğü kabul etmektir.
8/10.